13/12/2008 · Kategori: GERCEK HAYATDAN
HADİ YÜREĞİM HA GAYRET HELE SIKIDUR HELE SABRET
| |
Çok Acı Çektik Ama Kavuşmayı Başardık
Onu ilk kez 1996 yılında,lisede okurken görmüştüm.Aynı okuldaydık.Benden sınıfça daha büyüktü.Yakın bir arkadaşımız tanıştırmıştı bizi.Bir yıl boyunca sadece arkadaştık.Günün birinde artık duygularıma gem vuramadım ve yanına gidip,”Senden hoşlanıyorum,” dedim.Sonra da cewabını bile beklemeden kaçarcasına uzaklaştım.
Günler sonra bu kez o geldi yanıma.Benim duygularıma karşılık vereceğini söyledi.Önceleri benimle dalga geçiyordu.Sadece ben istediğim için benimle birlikteydi.Bunun çok iyi biliyordum ama ondan kopamıyordum.Gün geçtikçe birbirimize daha çok bağlandık.Birlikteliğimiz çok iyi gidiyor ama ailesi ile anlaşamıyordum.Beni istemiyorlar, oğullarını yurtdışına göndermeye çalışıyorlardı.Oğullarını yurtdışında oturan biriyle evlendirmeyi planlıyorlardı.Ailesinin baskılarına dayanamadı ve bir gün benden ayrıldı.Dünyam karardı.Ama aramızdaki sevgi çok güçlüydü.24 saat bile dayanamadan yine bir araya geldik.Ailesine rest çekmiş,”Benim sevdiğim biri var,hiçbir yere gitmeyeceğim”demişti.
Nihayet ikna ettik
Nihayet ikimizde ailemizi ikna etmiş ve sözlenmiştik.Ailesiyle aram düzelmişti.Derken askerlik geldi çattı.O askere gitti ve ben 18 ay gelmesini bekledim.Döndüğünde çok değişmişti.Benimle eskisi gibi ilgilenmiyor,sevmiyordu sanki.Ona bunu söylediğimde,”Saçmalıyorsun,kendi kendine uyduruyorsun,kuruyorsun,”diyordu.Çok sık kavga etmeye başladık.Günden güne eriyor,bitiyordum.Olayların bu şekilde gelişmesine anlam veremiyordum.
Daha sonra nedeni ortaya çıktı.Ailesi yurtdışı meselesini tekrar gündeme getirmişti.Çok konuştuk,çok tartıştık ve ben evlilik yapıp gitmesine izin verdim.Bana,”En kısa zamanda oturma izinimi alıp boşanacağım.Sonra seni aldıracağım,”dedi.Herkesin aksine,ben ona güvendim.Biliyordum ki beni seviyor,gelip alacak.Ailem,”Asla gelmez,oraya gidecek ve seni unutacak;sen aptalsın ve inanıyorsun!”diyordu.Ama ben kulaklarımı tıkıyordum bu sözlere.Beni alacaktı biliyordum.
Şimdi çok mutluyuz
Gitti,dul bir kadınla evlendi.Onu sevdiğim için her şeye göğüs gerdim.O kadını Eskişehir’de ailesinin yanına YASAK KELİMEürmüş.Orada kavgalar çıkmış,kıyametler kopmuş.”Ben sizin kızınızı istemiyorum,ben başkasını seviyorum,”demiş.Ve oradan kaçmış.Bu arada annem beni onunla görüşmeye dewam ediyorum diye evden kovdu.Topladım valizimi,onun yanına gittim.1,5 ay sokaklarda gezip durduk.Çok kötü günler geçirdik.Ama birbirimizden hiç vazgeçmedik.Daha sonra döndük ve ailelerimizle barıştık.Birlikte olmamıza kimsenin engel olamayacağını ikimizin ailesi de anlamıştı.Şimdi evliyiz ve çok mutluyuz.Umarım herkes sevgisi için mücadele eder ve sevgisine sahip çıkar.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
13/12/2008 · Kategori: GERCEK HAYATDAN
HÜZÜNLÜ BİR AŞK HİKAYESİ
Daha 18 yasındaydı , ama hayatının sonundaydı.
Tedavisi mümkün olmayan ölümcül kansere yakalanmıştı.
Kahır içinde eve kapamıştı kendisini.
Sokağa çıkmıyordu.
Annesi...Birde kendisi...
O kadar dı bütün hayatı...
Bir gün fena halde sıkıldı,dayanamadı,attı kendini sokağa...
Bir yığın vitrinin önünden geçti.
Tam cd satan bi dükkanı da geride bırakmıştı ki, bir an durdu.
Geri döndü , kapıdan içeri, gözüne hayal meyal takılan genc kıza bidaha baktı.
Kendi yaşlarında harika bir genc kızdı tezgahtar.
Hani ilk bakışta aşk derler ya öyle takılıp kalmıştı işte..
İçeri girdi
Kız gülümseyerek koştu ona
->;Size nası yardım edebilirim? diye
Nasıl bir gülümsemeydi o.
Hemen oracıkta sarılıp öpmek istedi kızı
Kekeledi, geveledi sonra
->;evet su cd yi bana sararmısınız?
Kız cd yi aldı , içeri gitti
Az sonra elinde paket edilmiş geldi.
Aldı pakedi , çıktı dükkandan , evine döndü,açmadan dolaba attı...
Ertesi sabah yine gitti aynı dükkana
yine bir cd gösterdi kıza , sardırdı , aldı eve getirdi ,attı paketi dolaba , yine açmadan...
Günler hep alınan sarılan cd lerle geçti.
Kıza açılmaya bir türlü cesaret edemiyordu.
Annesine açıldı sonunda
Annesi ->;Git konuş oğlum , ne var bunda? dedi...
Ertesi sabah bütün cesaretini topladı ve erkenden dükkana gitti.
Bir cd secti .
Kız gülerek aldı plağı arkaya gitti paketlemeye.
Kız içerdeyken bir kağıda
Sizinle bir gece çıkabilirmiyiz diye yazdı altına telefon numarasını ekledi notu kasanın yanına koydu gizlice..
Sonra pakedini alıp kaçtı yine dükkandan..
2 gün sonra evin telefonu çaldı
Anne açtı telefonu
Cd dükkanındaki tezgahtar kızdı arayan
Delikanlıyı istedi.
Notunu daha yeni bulmuştu
Anne ağlıyordu..
Duymadınız mı? dedi
Dün kaybettik oğlumu..
Cenazeden bikaç gün sonra , anne oğlunun odasına girebildi sonunda..
Ortalığa çeki düzen vermeliydi.
Dolabı açtı...
Oraya atılmış bir yığın açılmamış paket gördü
Paketleri aldı , oğlunun yatagına oturdu ve birtanesini açtı..
İçinde bir cd vardı birde minik not
''merhaba sizi öyle tatlı buldum ki daha yakından tanımak istiyorum bir akşam birlikte cıkalım sevgiler ''
Anne bir paketi daha açtı..
Ondada bir cd ve bir not vardı
''Siz gerçekten çok tatlı birisiniz hadi beni bu gece davet edin artık. sevgiler''
:( :( :(
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
13/12/2008 · Kategori: GERCEK HAYATDAN
ACELE YAŞAMAK HAYATI...
Gözlerini açtığında saçları geldine aklına. Elini kafasına götürdü bir umutla. Bir kaç aydır hep aynı umutla uyanıyordu ama sonuç aynıydı. Galiba tükeniyordu yavaş yavaş. Her şey iyice anlamsızlaşmıştı. Tren istasyonlarına biletinin saatinden önce gidip amaçsızca bekleyenler gibi hissediyordu kendini. Trenin kalkış saati belli, gittiği yer ise şüpheliydi bu kez.
Yatağından kalktı ve lavaboya doğru gitti. Yüzünü yıkayıp kahvaltı için dışarı çıkmak istiyordu. Birkez daha karşılaştı aynı görüntüyle. Yine düşmandı aynalar. Üzülmeli mi umursamamalı mı bilemiyordu. O kadar hızlı olmuştu ki herşey. Hayatı bir anda tersine dönmüştü. Seni daima seveceğim diyen sevgilisi bile terketmişti ilk fırsatta. Ailesi, bütün gücüyle destek olmaya çalışsa da umutsuz bakışlar ona yetiyordu. Bir an hayatın ne kadar garip olduğunu düşündü. Son zamanlarda iyice kendi kendine sorgulamaya başlamıştı her şeyi. Bundan sadece bir kaç ay önce, dünyanın kendisi etrafında döndüğünü düşünüyordu. İnsanların, kaderlerini istedikleri gibi değiştirebileceklerini de. O isterse yapardı ve o istemezse dönmezdi dünya sanki. O kadar beyaz ki hayat, hiç bir kirli el dokunmamıştı şimdiye kadar. Oysa şimdi, o kadar siyah ki hayat, bütün kirli eller üzerideydi.
Yüzünü yıkadıktan sonra aynanın önündeki siyah kalemi aldı. İnsanların onun yüzüne bakarken gördüğü yüz ifadeleri geldi aklına. Kimisi acımsıyor, kimisi belki sahte ama samimi olmaya çalışan bir gülücük atıyordu. Konuşurken insanların gözlerinin içine bakardı ve hep aynı kaçamak yerleri görürdü. Herkesin gözü siyah kalemle çizilmiş sahte bir çizgiye bakıyordu.
Lavabodan çıkıp odasına döndü. Kahvaltıya gideceği için rahat bir şeyler giyinmeye karar verdi. Bir alt eşofman ve üzerine de güzel bir boğazlı kazak seçti. Bu mevsimde güneşe aldanmamak gerekirdi. Bir an, belki de aldanacağı son mevsim olabileceğini getirdi aklına. O an, hafif bir gülümsemek geldi içinden nedenini bilmediği. Aslında, ağlamakta istiyordu ama o gülmüştü nedense. Belki de umursamamaya başlamıştı yavaş yavaş. Kendi bile şaşırdı gülücüğe. Kısa bir süre önce sanki dünya yıkılmıştı başına. Bir daha asla gülmeyeceğini ya da gülemeyeceğini düşünüyordu. Hayat ne garipti...
Evden çıkmadan son bir kez holdeki aynaya baktı. Vestiyerdeki şapkasını kafasına taktı. Bir kez daha kontrol ettikten sonra evden çıktı ve kapıyı kapattı.
Daha sokağa adımını atar atmaz mahalledeki tanıdık insanlarla karşılaşmaya başladı. Hepsi yüzüne gülümsüyordu günaydın derken. O ise onlardan uzaklaştıkça bir damla daha atıyordu içine göz yaşlarından. Hafifçe kafasını yere eğdi. İnsanların ona acımsar bakmamaya çalışmasından sıkılmıştı artık. Kimseyi bu halde görmek istemiyordu. Herkes iyi niyetliyli. Ona yardım etmeye çalışıyorlardı. Yinede istemiyordu işte.
Vapura binmek için iskeleye geldi. İnsanların neden bu kadar hayatı acele yaşadıklarına anlam veremiyordu. Herkeste bir telaş vardı. Kimse kimsenin suratına bakmıyor, sanki dünyaya geldiği güne lanet ediyorlardı. Bir köşede iki genç gördü. Hafif kirli sakallydı ikiside. Birisinin desteklediği takımın nasıl yendiğini anlattığını duydu. Diğeri de sanki onu hiç dinlemiyormuş gibi vapurun geleceği yöne bakıyordu sadece. Bir genç kızın sesini duydu arkadan. Hızlı hızlı üniversiteyi bitirdikten sonra yapacaklarını anlatma telaşı içindeydi. Sanki o günleri yaşaması garantiymiş gibi. Neden bugünü değil de hep geleceği düşünüyordu insanlar? Bu anı bu dakikayı yaşamak varken neden geleceği? Sonra kendini düşündü bir an. Genç bir kızken kurduğu masum hayalleri. O da hep gelecekten bahsederdi etrafındakilere. Şimdi ise o zamanı yaşayamamışlığın pişmanı içindeydi. Vapur iskeleye yanaştı ve herkes bir anda vapura doğru koşuşturmaya başladı. Niçindi bu acele anlayamıyordu! Sanki zamanı kısıtlı olan kendisi değil onlardı.
Sonunda gelmişti kahvaltı yapacağı pastahaneye. Genelde dışarda kahvaltı yapmak istediği zaman buraya gelirdi. Biraz uzaktı ama boğaz manzarası her şeye değerdi.Yanına gelen garsona siparişini verdi. Doya doya bakmak istiyordu boğaza ve İstanbul'a. Sevgililerini, hayallerini, umutlarını ve sevinçlerini yaşıyordu sanki burada. Sapsarı güneşi görmek, Topkapı'ya, Galata'ya selam vermek her şeye değerdi.
Kanser olduğunu duyduktan sonra yalnız yaşamayı lüks gördü kendinde. Kalabalık ve boş yaşamaktansa yalnız ve İstanbul'u yaşamak istedi hep. İnsanların iyi niyetini sıcak karşıladı ama hiç bir şey engelleyemiyordu artık güneşin batmasını. Başı hafifçe öne eğildi. Elindeki çatal yere düştü. Artık karanlıktı her yer. Gökten beyaz bir melek iniyordu gülümseyerek. Bu gülümseme insanlarınkine benzemiyordu. O kadar hoş o kadar güzeldi ki! Bedenine kilitlenmiş ruhu özgürlüğe kavuşmuştu. Ve İstanbul hala hayatı acele yaşıyordu..
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!