14/12/2008 · Kategori: HIKAYELER
Duygu Gemisi
Her şeye rağmen yaşamak güzel…Seni yaşamak daha da güzel.Rüya gibi sanki;gidende sensin kalan da….Senin için yaptıklarımın karşılığı bu olmamalı..Hiç olmadık zamanlarda ıslandı gözlerim.Tutmaya çalıştım olmadı.Gözyaşlarım çok masumlardı,özgürce akamadılar.İlk zamanlar uykulardan uyandım,annemi daha çok özledim,gözyaşlarım daha çok duygu yüklü aktılar.Daha yoğun yaşadım seni ve özlemi.Şimdi ise artık duygu yüklü bir gemi gibi hissediyorum kendimi.Senin ruhunun kalbi bende,benim ruhumun kalbi de bendeki aşkının derinliğinde.
Seni çok anlattım kendime,ama dinletemedim.Vazgeçemedim senden.Sensizliği yaşamaya cesaret edemedi bu duygu gemisi.Eğer sensiz yola çıksaydı;boynu bükük,gözlerindeki yaşlarla,gecenin karanlığında yine bir tek seni arayacaktı…Ama her ne olursa olsun,duygu gemisini senin yokluğunda dinlendiren tek şey;yine sen oldun.Bedenini ve ruhunu sen dinlendirdin.Sen olmasan da,senin sesini duyamasa da duygu gemisi,denizin üstünde özgürce uçan martıların sesini,senin sesini duyar gibi can kulağıyla dinledi…Deniz kokusu yerine senin kokunu kokluyor gibi içine çekti,sonuna dek….Bunlardı duygu gemisini ayakta tutan.Senin yokluğunda bunlarla hayatta kalmayı başardı.Her zaman en küçük şeylerden en büyük mutluluğu çıkardı,senin için.Her zaman denizin görünmeyen ufkuna baktığında,seni gördü.Belki de duygu gemisinin ilerlemesini sağlayan tek gerçekte buydu?Senin yokluğuna inanmamasıydı…İnanmıyordum,sen vardın,sen hep bendeydin.Ben seni hiçbir zaman kaybetmedim
Keşke hep durduğun yerde dursaydın.Hiç gitmeseydin.Beni bırakıp gitmeseydin.Yine bir deniz kıyısında otursaydın,duygu gemisinin gelmesini bekleseydin.Sana ne kadar kırgın olsa da geleceğini biliyordun.Biliyordun ki oraya kadar geldin ama sonra orda koyup gittin.
İzledim seni orda beni beklerken.Duygu yüklü gemiyi ne olursa olsun bekleyeceğim diyordun,söz veriyordun kendine…Ama yapamadın!Bakışlarından,gözlerinden akan o tertemiz gözyaşlarından bile anlaşılıyordu gitmek istemediğin.Kıyamadım sana bağırmaya.Gitme ben buradayım diyemedim.Çünkü ben seni sevmeye bile kıyamadım.
Sensiz öyle zor geçti ki yolculuğum.Deniz çok ağlattı beni geri dönmek istedim ama seni bırakıp dönemedim.Sen ordaydın çünkü.Sana gidiyordum,gözlerinde gece olmasını bekliyordum,gece karanlığında parlayan ışıklardan biri senin gözlerindeki ışık olabilirdi.Umudunla yaşamak,senin hayatta olduğunu bilmek bile bana güç veriyordu.Meğer ne zormuş sensizlik…
Gökyüzüne seslenirdim her gece;seni çok sevdiğimi söyleyebilmek için.Yalnızlık arkadaşım gibi olmuştu artık.Seni paylaştığım tek kişi yalnızlığım olmuştu.İçimdeki sana durmadan sarılıyorum,seni kaybetmemek için.Çünkü biliyordum;ben her içimdeki sana sarıldığımda,sen bedeninde bir sıcaklık,sevgi hissediyordun.Bunu bende hissediyordum.Sonra kirpiklerimin ıslandığını hissediyordum,sensizliğe ağlıyordum galiba…Hasretin bu kadar acımasız olmamalıydı senin,bu kadar canımı yakmamalıydı,bendeki sana bu kadar nefretle bakmamalıydı.Neden yapıyordun bunu bana?Ben seni hiç gizli yaşamadım,sen hep yanımdaydın.Bana çektirdiğin bu eziyetin adı;AŞK olmalı…Bendeki senin aşkın olmalı,benden sana giden,kuru dallarla örülmüş bir köprü olmalı bunun adı….Yaşanması ise;bendeki sen kadar
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
13/12/2008 · Kategori: HIKAYELER

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
13/12/2008 · Kategori: HIKAYELER
Ben seni,
Aramızdaki binlerce kilometrenin sınırlarını aşarak sınırsızca sevdim.
Ben seni,
Senede bir gün görebilme ihtimalini bilerek sevdim.
Ben seni,
İçimde bitmez tükenmez bir sevdanın ateşiyle yanarak sevdim.
Ve ben seni,
Senin beni sevemeyeceğin kadar çok sevdim,
Hep sevdim…
Sevgimi izaha kelimelerin kifayetsiz kaldığı içimde, biriken hasretlerin toplamını seninle çarpıyor ve çoğalıyorum. “Seviyorum” Sevgimin hükmü yanında “seviyorum sözleri” hükümsüz kalıyor.
Her yanım ses(n)sizlik, fakat her yanım uçsuz bucaksız sen kokuyor. Sana giden bu yolda, attığım her adım bir çelmede asılı kalıyor ve yine her adım bir düğüm olup boğazıma takılıyor.
Sevda boyutunda yer, zaman, mekân mevhumu olmadığını bile bile kendimi ‘ ‘ ne, neden, niçin’ diye sorguya çekiyor, her sorgu sonunda bunca soruya tek cevap alıyorum. “Seni seviyorum”
Hep aynı cevabı almama rağmen bu sorgulanmadan vazgeçemiyorum. Kim bilir belki bir gün, farklı bir cevap alabilme ihtimali var mı bu sorulara, onu da bilmiyorum.
"İlel kalbi minel kalbi sebila" Kalpten kalbe yol vardır düsturunca, kalbinin yollarına düşmüşüm. Her düşüşte bir kalkışın umuduyla ve her kalkışta gözlerinin nuruyla bulmuşum yolumu.
Teyakkuzda bekler gibi beklemiştim gelişini. Bir gün geleceksin ve bu hasret son bulacak diye. O gün geldi, sen de geldin. Durgunluğum özlemimdendi. Ne çok özlemiştim seni ve ne büyük hasretti sana duyduğum.
Bu uzun bekleyişin geri dönüşü çok kısa sürmüştü. Doyamadan, hasretimi dindiremeden, yeşil gözlerinde kaybolamadan gidiş vakti gelmişti. Bu sevda bana aşkın dışında, aşkta sabrı da öğretmişti.
Sevdim, geldin, gördüm ve gittin...
Her sonbahar bizim için ayrılık fakat her sonbahar visal vaktidir artık…
Her geliş bir gidişin hüznünü taşısa da, her gidiş bir gelişin umudunu barındırır içinde.
Yeniden gelmek için gidişlere eyvallah…
Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!
13/12/2008 · Kategori: HIKAYELER
SESSİZ BİR AŞKIN ÖYKÜSÜ
Her dakika gözlerinin sessizliğinde dalarken hayallere, günlerce beklemek birini...Sesini duyacak kadar yakın olmak ve sesini duyuracak kadar uzak.Kendi kendine yaşamak aşkı...Gözyaşlarının sırdaşı,kalbinin dostu olmak...Kendi sevdanı gömmek kalbinin bir köşesine ve onun sevdasını paylaşmak sevdiğiyle...Onun gülücükleriyle mutlu olmaya çalışmak(!)
Beş ay boyunca her gün ona hasret yaşamak ve her gün onu beklemek. Beklemek...Beklemek..Ve gelmeyeceğini bildiği sevgiliyi unutmaya çalışmak.Zamana yalvarmak; unutturması için sevgiliyi.Ve yine beklemek öylece.Ancak bu kez gelmesini değil unutmayı beklemek.Günlerce gecelerce ağlamak.İsyan etmek...Hem karanlıklara hem aydınlıklara.Yaşamdan zevk almamak... Beklide yaşamayı bile istememek!!! Ya sonra ? Sonra lanet etmek zamana, bağırmak sebepsizce, çaresizce bağırmak, laf dinlemeyen asi gönlüne bağırmak olabildiğince...Söyleyememek kimseye bu karşılıksız sevdayı.Umudu kesmek bir yanda; gidip istemeyeceğini bilebile söylemek bir yanda...
Bütün umutsuz eylemleri kullanmak ve aşkının sessizliğiyle yaşamak hayatın en karanlık acı günlerini...AŞK böyle bir şey işte bazen sesini çıkaramamak bazen de yetti artık diyip olabildiğince bağırmak.AŞK; sevgiyi üzüntüyle karıp sevgilinin önüne sunmak...
...Bir ikileme son vermek ve ne olacaksa olsun artık diyip tüm gururunu ayaklar altına alarak söylemek içine gün geçtikçe sığmayan sevdanı.Günlerce gecelerce bir cevap beklemek...Ardından kepaze olmak aşkınla, reddedilmek ! Beklediği aşkından birlikte olamayacaklarını duymak.İstenmemek ve aynı karanlığa tekrar itilmek.Hayattan ve yaşamaktan umudunu kesmek.Konuşmamak kimseyle, aşkın sessizliğine bürünmek...Taa ki sevgili sevildiğini kabul edene dek! Bir anda açar mı güller ilkbaharda ? Yağmur yağar mı böyle sessiz sevdalara ? Kuşlar uçar mı zorlu bir kışın ardından ? Bir aşk bir anda boğar mı insanı mutluluk gözyaşlarına , sevda hıçkırıklarına ? Kalbinin zaferi götürür mü seni uçzuz bucaksız yelere...
.........................................................
Evet... Artık yine katlanma zamanı sevgilinin her şeyine.Zaten aşk ta onu her şeyiyle kabul edip olduğu gibi sevmek değil midir? Artık saygı zamanı sevgilinin düşüncesine.Zaten aşk ta onun sevdiği şeyleri sevip saygı duymak değil midir ?
.........................................................
AŞK ; sıcaklıktır, sorumluluktur, kabullenmektir, inceliktir, anlaşmaktır, korumaktır, kıskanmaktır, neşedir, mutluluktur, GERÇEKTİR!!!
AŞK ; uyumdur, güvendir, kaderdir!!!
AŞK ; ASLA ANLATILAMAYACAK HİKAYELERDİR!!!
ve aslında AŞK ; ŞİMDİ ZAMANI DEĞİL DİYİP BEKLEMEYİ BİLMEKTİR!!!
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

