Sus gönlüm.Çok dile getirme.Sen dile getirdikçe gönlün daha da coşuyor,daha meraklanıyor ve beklemek daha da zorlaşıyor.
Sus gönlüm.Çok laf etme.Az söyle ki işimiz olgunlaşsın.Az söyle ki Hakka karşı yanlış kelam çıkmasın.
Sus gönlüm.Bir elif miktarı sus.Az kaldı bahara.Dayan gönlüm.Denizin içinde meydana gelen görünmeyen dalgalar gibi yüreğin biliyorum.Beklemekten başka çare olsaydı,seni durdurmazdım…İnan bana…Ama yok.Başka çare yok.Unutma ki ilaç bile beklemeden tesir etmez,çiçek bile vakti gelmeden önce açmaz…
Sus gönlüm.Bu kışın bahara dönünceye kadar.Bu gece gündüz oluncaya kadar.Uzak yollar yakınlaşıncaya kadar.Bu sıkıntının ardından ferahlık gelinceye kadar.Ve yüzümüz vuslat gözyaşlarıyla ıslanıncaya kadar sus…
Sus gönlüm.Seni senden daha iyi bilen Rabbinin hükmü vuk’u buluncaya kadar.Senin nasibin sana ulaşıncaya kadar,ulaşmayanlarınsa senin nasibin olmadınığını anlayana kadar sus…
Sus gönlüm.Onun geleceğini görünceye kadar.Acının bala dönüştüğünü farkedinceye kadar.Onun gönlünün senin gönlüne muhabbet düğümüyle bağlandığını görünceye kadar.
Sus gönlüm.Sebepler var edilinceye kadar.Bahaneler oluşuncaya,birbirimizin nasibi oluncaya kadar sus.
Sus gönlüm.Bütün bu susmalarına karşılık her şeyin hayırlısının olacağına inanarak sus.
Sus gönlüm.Her susuşun bir cevap olsun.Her susuşun,sabrın olsun.Her susuşun,duan olsun.İçten yakarışının adı olsun,susuşun.Bekleyişinin.umut edişinin,inancının,sevdiğinin vurgusu olsun,susuşun…
14/12/2008 · Kategori: SIIRLER

……kırık bir aşk………….hikayesi bu…
..umutsuzluklarla……….ve hüzünle dolu…
güneşinden yoksun; umut, bulutlar ardında
gökyüzü kapkaranlık ve biz burada ışıksızız
yollar aşılamaz türden, ufuklar bizden uzak
.bugünler mutsuz ve yarınlar çok umutsuz
…amaçlar belirsiz ve araçlar çok yetersiz
…..görüşebilmek zor, görüşmemek zor.
………sevebilmek ve de sevilebilmek,
………..ne kadar mümkün sence?
…………ne kadar olası bu düş?
………….birleşebilir miyiz?
…………….sen-ve-ben
…………….bir gün!
…………….? ?
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
14/12/2008 · Kategori: SIIRLER

Sonbahar yaprakları sararırken ve dökülürken,
Ömrümüzden yitirdiğimiz her günün bir anısı gibi,
İlkbaharın o ılık rüzgarları okşarken içimizi,
Gecenin ayazı , ayak sesleri bir şair yalnızlığı kadar yorgun ,özgür.
Yalnızlık kuşun kanatlarına saklanmış her yeni yılda karşılar gibi bizleri,
Gülümser gibi candan yürekten…
Engin dağların hüzünlü şarkısı , gelincik kadar duygusal, mağrur.
Ney sesleri duyulur köylerin bacalarından…
Buzdan yapılı heykeller sanki el sallar bu ahenge.
Evet sonbahar duygular karışık,gönlüm yorgun ama gösterdiklerin huzur dolu…
Zıtlıklar bu kadar mı güzeldir ?Mevsimler de farklıdır şehirlerde…
Kardelenin zorluğuna inat, yağmurun yağışına inat…
Sonbahar seni anlatır bu yaşam hep seni…
Göçmen kuşlar gibi ayrılıyorken bu şehirden!
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
14/12/2008 · Kategori: SIIRLER

Karanlık ve uzun bir yol…
Korkuyorum !!!..
Arkama bile bakmadan ürkek adımlarla
Gidiyorum …
Yıkılmış hayallerim, gözyaşlarım, acılarımı terk ediyorum…
İçimden bir şeyler kopmuş.
Ağlıyorum sessizce
Yalnızım..
Arkadan hırsla koşanların ayak sesleri var.
Hayal kırıklıklarım yine peşimde..
Gözyaşlarım yakalıyor beni…
Tam da kurtuldum derken
Kötü şeyler bırakmıyor peşimi…
Azrail tepemde dikilmiş..
Yavaş yavaş her şey bitiyor.
Nefesim kesiliyor.
Gözkapaklarım yavaşça elveda diyor bu kokuşmuş hayata …
Son sözüm, son kelimem, son nefesim …
ELVEDA … !!!…
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
13/12/2008 · Kategori: HIKAYELER

| |||
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
13/12/2008 · Kategori: UNUTULMUS DUYGULAR
Bir Gün ;
Hz Musa İbadetini Bitirdikten Sonra Bir Ağacın Altına Oturur
Hemen Yakınındaki Çeşmeyi Seyrederken , Atlı Bir Savaşçının Çeşmeye Geldiğini Görür
Savaşçı Su İçmek İçin Eğildiğinde Boynundaki Altın Kesesini Islanmasın Diye Çıkarır Çeşme Başına Bırakır
Suyunu İçtikten Sonra Altın Kesesini Unutur Ve Yoluna Devam Eder
Hemen Arkasından Hoplaya Zıplaya Bir Çocuk Gelir
Tam Su İçecekken Altın Kesesin Farkeder Ve Hiç Düşünmeden Alır ve Uzaklaşır
Çocuğun Arkasından Çok Yaşlı Bir İhtiyar inleyerek Su İçmeye Gelir
Bu Arada Altın Kesesini Su Başında Unutan Savaşçı Keseyi Almak İçin Çeşmeye Doğru Yaklaşır
Fakat Çeşme Başında Hiç Bir Şey Bulamaz
Hemen Yanındaki Yaşlı Adamın Boğazına Sarılır Ve Altın Kesesini Vermesini İster
İhtiyar Ne Kadar "Ben Almadım" Dese de Savaşçıyı İkna Edemez
İyice Sinirlenen Savaşçı Kılıcını Çeker Ve Yaşlı Adamı Oracıkta Öldürür
Olan Biteni Gören Musa ''Ey Rabbim Bu Nasıl Bir Adalettir'' der
"Ben Hiç Bir Şey Bilmiyorum Senin İşine sual olmaz ama ben anlamadım" Der
Bu isyana benzer açıklıktaki sözlere karşılık Rab şöyle seslenir :
''Ey Musa ;
Ben Sana Benim İşlerimi Anlayacak Kadar Akıl Vermedim ki , sen Benim hakkımda yorum Yapıyorsun?
Ama Kalbinin Yatışması İçin gerçek Şudur :
Savaşçı O Küçük Çocuğun Babasının Malını Yağmalamıştı
Ölen İhtiyar İse Gençliğinde Çok Güçlü Bir Adamdı
Ama Bir Hiç Uğruna Bir Köylüyü Öldürmüştü
O İhtiyarı Öldüren Savaşçı İşte O Köylünün Oğludur
Ey Benim Gafil Kulum Şimdi Tövbe Et
Çünkü Benim Adaletim İşte Bu Kadar Açıktır"
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

